Yukarı Çık
Göbek Kordonunun Hemen Kesilmesi Doğru Mu ?
31 Mayıs 2016 Salı 10:05:08
1647 kez okundu.
Bebeğin doğumundan sonra plasentanın ayrılmasına kadar olan zaman, doğumun 3. evresidir. Bu evrede, Türkiye'de ve dünyanın pek çok ülkesindeki doğum uzmanları/ebeler, doğum sonu kanama riskine karşı ve bebekle ilgili kaydılarla aktif davranmayı tercih ederler. Bebek doğar doğmaz göbek kordonu bağlanıp kesilir.

Geleneksel uygulamalarda ise bunun tam tersi bir tutumla plasenta (bebeğin eşi) ayrılmadan göbek bağı kesilmez! Hatta bebek sıkıntılıysa doğuma yardımcı kadın, bebeğin canlanmasında katkıda bulunduğuna inanarak kordonu bebeğe doğru sıvazlar. Dünyada pek çok kültürde, bebek soluk almadan kordon kesilmez.

Günümüzde giderek artan sayıda anne adayı bu konuyu sorgulamaya başladı. Bizim kadın hastalıkları ve doğum uzmanı olarak kanıta dayalı bilimsel verilerle annenin sorularını cevaplarken, bebeğin kordonunun geç kesilmesi konusunda oluşan isteklerini de dikkate almak zorunda olduğumuzu düşünüyorum.

Göbek kordonunun geç kesilmesi, genel olarak bebeğin doğumundan sonra kordon akımının durmasının beklenmesi, akım durunca gööbeğin kesilmesi olarak tanımlanır. Bebeğin doğumundan sonra ortalama 3-5 dakika (305 saniye) beklenir. Tabii ki bu bekleyiş ancak bebek acil bir girişime ihtiyaç duymuyorsa söz konusudur.

Doğumundan hemen sonra kordonu kesmeden bebeğinizi kucağınıza aldığınızda, kordon akımı sürerken bebeğinde yaklaşık rahimle aynı hizada tutulması önerilir. Daha aşağı seviyede tutulduğunda akımın daha kısa sürede durduğu gözlemlenmiş. Bu konuda daha pek çok araştırma yapılması gerekmektedir.

Göbek kordonunun geç kesilmesinin sakıncalı olduğuna ilişkin yaygın bir kanaat varken, olası yararları göz ardı edilir. Bebeğin hayata gelişiyle beraber ilk anlarda, anne karnındayken akciğerlerinde bulunan sıvı hızla yerini havaya bırakır, bu sıvının temizlenmesinde gecikme yeni doğanda geçici taşipneye (solunum sayısının artışı) yol açar. Normal doğumda, bebekler doğum kanalından geçerken göğüs kafeslerinin üzerine bir baskı olur, aynen ıslak bir çamaşırı sıkıp sularının akmasını sağladığımız gibi, göğüs kafesindeki bu baskıyla akciğerdeki sıvı daha kolay atılır. Sezeryen bebeklerde böyle bir geçiş yaşanmaz. Bebek hızla dışarı çıkarılır bu da sezeryende neden daha fazla geçici solunum problemi yaşadığını açıklar.

Gelişimi normal olan bebekte bile doğumdan hemen sonra yeterli hava solunumu hemen gerçekleşmez, zamanla normalleşir. Bu esnada göbek kordonundan oksijen geçişinin devam etmesi, bebeğin kendi solunumunu başlatana kadar oksijen ihtiyacını karşılar ve yeni dünyaya adaptasyonunu kolaylaştırır.

Bir balonu şişirmeye başladığınızda bir, iki kere hava üflediğinizde hemen şişmez, bir süre üflemeye devam etmeniz gerekecektir. Yeni doğan bebek için de kordon akımının devam etmesi, akciğerlerinin yeterince havayla şişmesi için gereken sürede oksijen ihtiyacını karşılar. Kordonun bağlanma zamanı, mortalite (ölüm) ve yoğun bakım ihtiyacını etkiler. Bebeğin spontan solunumu başlamadan kordon bağlanmamalıdır. Spontan solunum başladıktan sonra geciktirilen her 10 saniye ölüm ve yoğun bakım ihtiyacını %20 azaltır.

Kordon hemen kesilmediğinde, bebeğiniz yeni geldiği dünyaya adaptasyonu için gereken sürede sizden beslenmeye devam eder, doğum travması azalır. Yeni doğan bebekte akciğer dokusunun havayla dolmasıyla, akciğer kan akımı da artar, bu sırada gereken kan miktarı kordon kesilmediyse plasentadan temin edilir, kordon kesilmişse diğer organların fedakarlık yapması gerekecektir. Eğer bebekte kan volumü eksikse, anemikse, kordonun erken kesilmesi bebekte kansızlığı belirgin hale getirir.

Özellikle gelişmekte olan ülkelerde kansızlık ciddi bir sorun olarak gözlenmekteyken, doğum sonrası göbek kordonunu hemen kesmemek iyi olacaktır. Dünya Sağlık Örgütü özellikle bu bakış açısıyla kordonun geç kesilmesini önermiştir.

Kordonun geç kesilmesiyle ortalama 20-30ml/kg kan volumü (3 kg bir bebekte 60-70 ml kan hacmi demektir) plasentadan bebeğe geçer. Bu geçişle beraber plasentadan bebeğe kök hücre geçiş sayısı da artar., kök hücrelerin ne kadar değerli olduğunu biliyoruz. Doğumdan sonra bebeğin immün (bağışıklık) sistemi daha da güçlenir. Bu da enfeksiyonlarla baş etmesinde oldukça önemlidir.

Erken doğumlarda (doğum 37 haftadan önce gerçekleştiğinde) özellikle kordonun geç kesilmesinin sayısız yararları gözlenmiş. Kordonun geç bağlanması ile yeni doğanda en çok korkulan ölüm nedenlerinden olan ventrükül içine kanama (beyin kanaması) ve sepsis bariz olarak daha az oluşur.

15 çalışmanın derlendiği bir metaanalizde, kordonu geç bağlanan bebeklerin kan düzeyleri belirgin şekilde yüksek bulunmuş (22ml/kg). Bir başka çalışmada, kordonu geç bağlanan bebeklerde demir düzeyleri de daha yüksek olduğundan erken bebeklik dönemlerinde kansızlıkla karşılaşma oranları da az bulunmuş.

Gönek kordonunun hemen bağlanmasının nedenleri arasında yeni doğanda sarılık, polistemi (kan hücre artışına bağlı istenmeyen sonuçlar), geçici taşipne, annede doğum sonrası kanama riski öne sürülür. Oysa yapılan analizlerde görülmüş ki, tedavi gerektirecek kadar sarılık oluşması, kordon geç bağlandığında önemli bir artışla beraber değil. Yani sarılık olsa da hafif derecede oluyor ve tedavi gerektirmiyor.

Bilimsel veriler kordonun geç bağlanmasının polistemi oranını arttırdığını ama bunun da tedavi gerektirmediğini ortaya koyuyor.

Bilimsel veriler, geçici taşipne (solunum sayısının artışı) için her iki grupta önemli fark bulamamışlar.

Doğumdan hemen sonra kordonun bağlanmasının doğum sonu kanamaları azaltacağına dair yaygın inanca karşın, bilimsel veriler tarafından bu görüş desteklenmiyor.

Kordon kanı saklanacaksa, yeterli kök hücresi alabilmek için kordon kan akımının bebek doğar doğmaz kesilmesi öneriliyor. O zaman doğum uzmanlarının yeni doğan açısından olası dezavantajlarını değerlendirmesi gerekir. Yani 1/20000 olasılıkla işe yarayacak olan kordon kanının bankada saklanması mı yoksa kordon kanının yeni doğan bebeğin en kısa vadede hemen yararlanacağı bir seçim mi daha uygun? Bunu ailelerin bilinçli olarak tercih etmesi gerektiğine inanıyorum.

Dünyada pek çok kültürde plasenta ve göbek kordonunun derin anlamları var ve bu nedenle doğumdan sonra nasıl korunduğuna ve saklandığına ayrıca önem verilir. Hayata saygının bir ifadesidir. Uzakdoğu inançlarında göbek bağı kendi kuruyup kopar, bir şeyle kesilmez. Anne ile bebeğin orjinal bağı koparılmaz, göbek bağının cennetle bağı olduğuna inanılır. Tibet ve Hindistan'da, lotus doğum olarak adlandırılan şekliyle, plasenta çıktıktan sonra temizlenip bitkilerle sarılıp beklenir. 3-5 gün içinde göbek kordonu kendiliğinden kuruyup kopar. Lotus doğum adı verilen bu uygulama Batı'da giderek popüler olmaya başlamıştır.

Son yıllarda kordonun geç kesilmesinin uzun süreli etkileri üzerine araştırmalar yapılmaktadır. Bir araştırmada, kordonu geç kesilen bebeklerin daha sonraki yaşlarda sinir sisteminin (sosyalleşme ve ince motor) gelişiminde daha iyi olduklarına dair bulgular tespit edilmiştir.

Büyük motor beceriler daha gözle görülür ve dikkat çeken gelişim alanıdır. Bebek için dönme, başını kaldırma, emekleme daha belirgindir. Daha büyük çocuklar için ise denge, yürüme, koşma ve atlama becerileri belirgindir. İnce motor beceriler ise parmaklar, eller ve kolların hareketlerini gerektiren becerilerdir. Uzanma, yakalama, nesneleri tutma, farklı nesneleri (boya kalemi, makası) kontrol etmeyi içerir.

Sonuç olarak, bilimsel veriler ışığında, göbek kordonunun geç kesilmesinin, ilave bir risk oluturmadan, anne ve bebek açısından pek çok yararı olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca bebek doğduğunda acil girişim gerekse bile göbek kordonu kesilmeden annenin yanında ya da kucağında gereken girişimlerin yapılması değerlendirilmelidir.

 

Dr. Gülnihal BÜLBÜL'ün  "Doğal Doğum" adlı kitabından alınmıştır.

 

Bunu Sosyal Medyada Paylaş :

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.